Yararli Linkler
Bugünkü Mesajlar
Mesajlarıma Yazılan Cevaplar
Forumlari Okundu Kabul Et
Profiliniz
Üyelik ayarlariniz
Kimlik bilginiz
Forum ayarlarınız
Çesitli
Özel Mesajlar
Daha Fazla İstatistik
Kimler Online
Hizli Arama
Gelismis Arama Yap

 
Hoşgeldiniz
+ FoRuMBoL » Oyun » Tüm Oyunlar
 Forumbol Oyun Kütüphanesi
Beni Hatırla?

Oyunlar Programlar MSN Messenger Windows İşletim Sistemi Webmasterlara Özel Photoshop Komik Resimler ve Videolar PC Donanım ve İnternet Güvenlik Programları Yerli Filmler Hazır Web Sistemleri Uydu Alıcıları Youtube Video Paylaşım Nokia Cep Telefonu İslamiyet
Bu alana reklam vermek için tıklayın
Aylık Sadece 5 YTL*
www.siteniz.com
Bu alana reklam vermek için tıklayın
Aylık Sadece 5 YTL*
www.siteniz.com
Bu alana reklam vermek için tıklayın
Aylık Sadece 5 YTL*
www.siteniz.com
Bu alana reklam vermek için tıklayın
Aylık Sadece 5 YTL*
www.siteniz.com
Bu alana reklam vermek için tıklayın
Aylık Sadece 5 YTL*
www.siteniz.com
Bu alana reklam vermek için tıklayın
Aylık Sadece 5 YTL*
www.siteniz.com
Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın!
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: Forumbol Oyun Kütüphanesi
Cevap SayısıCevap Sayısı: 104 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı: 2924 defa
Konuyu GörüntüleyenlerDesiqneR ve 10 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: 1 ... 4 5 [6] 7
Seçenekler
 Yazdır
 Forumu kullanmak için üye olun
Arama
Gelismis Arama Yap
Konu Derecesi: *****
Bu konuyu derecelendirmediniz. Derece Seç:
Konu: Forumbol Oyun Kütüphanesi  (Okunma Sayısı 2924 defa) Seçenekler Arama
DesiqneR ve 10 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« Yanıtla #75 : Kasım 23, 2007, 08:06:28 pm »
ℓσя∂яє¢σ
Devlet-i Ebed-Müddet - دولت ابد مدت.
Mareşal
*
REP GÜCÜ: 25725
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10892

Konu Sayısı: 2751

Cinsiyet: Bay

Nerden: Nereye...

Üye ID: 450

Üyelik Bilgileri WWW
Aktiflik

Uyarı Puanı:

%0
Forumbol Oyun Kütüphanesi


Flight Simulator X oyununa bayılıyom eğer full varsa bana yardımcı olursanız sevinirim Delu ayrıca eline sağlık +rep
Logged
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
>>FoRuMBoL Forum Kuralları!!!<<

* 13.07. - 17.08.2008 TARİHLERİ ARASINDA İZİNDE OLACAM; FORUM SİZE EMANET! gülücük

« Yanıtla #76 : Aralık 08, 2007, 04:32:49 am »
ђ∑®Ǿ Ρ®ĩйŒ
Kahraman Prens!
Mareşal
*
REP GÜCÜ: 25563
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11153

Konu Sayısı: 4308

Cinsiyet: Bay

Nerden:

Üye ID: 2

Üyelik Bilgileri
Aktiflik

Uyarı Puanı:

%0
Cold Fear İncelemesi

Cold Fear İncelemesi

KATEGORİ : Aksiyon
ÜRETİCİ FİRMA : Darkworks
YAYINCI FİRMA : Ubisoft
OYUNUN SİTESİ : Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.coldfeargame.com

HANGİ OYUNA BENZİYOR? : Resident Evil
SİSTEM GEREKSİNİMLERİ : 1Ghz Pentium III, 256 MB Ram, 64 MB ekran kartı, 2.2 GB HDD alanı

Korku tarzı oyunları pek çoğumuz severiz, çünkü adrenalin bezlerinin çalışması insana ilginç bir haz verir. Darkworks‘ün yaptığı Cold Fear‘ı Playstation 2 sahipleri daha öncesinden oynamışlardı. Gerilim ve korkuya doyma sırası şimdi PC sahiplerinde. Bakalım Cold Fear, Resident Evil serisine meydan okuyabilecek kadar iyi mi?

Fırtınalı denizin ortasında, bir Rus gemisine yapılan, özel operasyonla başlıyor oyun. Özel tim askerlerinin hepsi, sebebi bilinmeyen bir şeyler yüzünden, parçalanıyor. Ardından gemiye en yakın sahil güvenlik botuna mesaj gönderiliyor, durumu kontrol edip özel tim askerlerine ne olduğu konusunda bilgi vermesi isteniyor. Sahil güvenlik botu gemiye birkaç adam çıkartıyor; fakat gemiye çıkan adamların hepsi yine aynı şekilde ortadan kayboluyor. Biri hariç, Tom Hansen. Biz de koca gemide bu karakteri yönlendiriyoruz. Sahil güvenlik botundaki telsizcimiz de bize yol gösteriyor. İlerledikçe, gemi mürettebatıyla küçük çatışmalara giriyoruz. Fakat içine bulaştığımız belanın ne büyüklükte olduğunu, karşımıza zombiler çıkmaya başladığında görüyoruz.

Başlarda amacımız radyo istasyonuna ulaşıp yardım çağırmak oluyor, ancak bu bir sonuç vermeyince işler daha da karmaşık hale geliyor. Gemiyi dolaştıkça gizli deneylerin ve tuhaf yaratıkların varlığını fark ediyoruz. Bir yandan gemiden kurtulmanın yolunu ararken bir yandan da bu deneyler yüzünden ortaya çıkan yaratıklar arasında sağ kalmaya çalışıyoruz.

Teknik olarak değerlendirildiğinde, Cold Fear’ın grafiklerine çok iyi denemez. Ortalamanın biraz üstünden yapılmış. Açık alanlarda hemen hemen hiçbir şeyi net olarak göremiyorsunuz. Kapalı alanlarda da gördüğünüz şeylere yakından bakma gibi bir olanağınız olmadığı için aynı şey söz konusu. Zaten sürekli karanlık ortamlarda bulunduğunuz için silahın fenerinden yayılan küçük bir ışıkla görmeye çalışıyorsunuz. Grafiklere renk katan efektlerse bol miktarda kullanılmış. Açık alanlarda karşılaşacağınız, yağmurun kameraya çarpması, dalgaların gemiye vuruşu ve geminin sallanması gibi pek çok ayrıntı, size denizde olduğunuz hissi veriyor. Sayısız efekt yüzünden görüşünüz çok azalıyor ve bu yüzden de her şeyi bulanık görüyorsunuz. Yakınınızdaki bir cesedi vurduğunuzda ekrana kan sıçraması gibi ilginç şeylerde mevcut. Kapalı alanlarda da geminin sürekli sallandığını hissedebiliyorsunuz. Fark edeceğiniz ilginç bir ayrıntı da silahla nişan alırken görüntünün biraz büyüyüp küçülmesi olacak. Sanki gözlerinizin uzağa ve yakına alışması gibi bir etki yapıyor. Mekan ve karakter tasarımlarında bir hayli hayal gücü kullanılmış. Menülerde dolaşırken “Bonus” bölümünde göreceğiniz karakter tasarım çizimlerini, oyun içinde fark edememeniz hayal kırıklığına neden oluyor. Çünkü oyun içinde karakterleri yeterinde detaylı göremiyorsunuz ve çoğunu birbirine benzetiyorsunuz. Oyun, iki ana mekanda geçiyor; gemi ve deniz üssü. Dolayısıyla buraların tasarımına bir hayli uğraşılmış. Ancak bu iki ana bölümde kimi odalar birbirinin kopyası gibi duruyor. Bir de mekanlarda kaybolma gibi sorunlar olmasa, son derece güzel olacakmış. Bazen yeni girdiğiniz bir koridorda gidebileceğiniz o kadar çok kapı bulunuyor ki saatlerce dolaşmak zorunda kalabiliyorsunuz. Etraftaki dokümanları inceleyip ipucu alabiliyorsunuz ama bunlar, bir harita gibi gideceğiniz yeri tarif edemiyor. Bazen de diğer kapılara bakıp sağlık ve malzeme alamadan, doğrudan gitmeniz gereken yere girdiğiniz oluyor ve oyunu kaydettiğiniz için tekrar başa dönmek zorunda kalabiliyorsunuz. Merdivenlerdeki yaratıkları öldürememe, önünüzü göremediğiniz için köşedeki ateşin içine atlama gibi sorunlar da cabası.

Müzikler oyunların atmosferini etkileyen en büyük faktörlerden biridir. Hele de bu oyun, içinde korku ve gerilim unsurları taşıyorsa bu etki daha da büyük olur. Cold Fear‘da kullanılan müzikler, orkestra çalgılarıyla hazırlanmış; ancak sadece bu şekilde bırakılmamış. İçine yer yer ilginç ses efektleri eklenmiş. Eklenen bu sesler çığlık, elektronik sesler ve yaratık sesleri gibi çok ilginç şeyler. Tabi, bunlar ustaca harmanlandığı için dinleyeni rahatsız etmiyor. Müziklerin başlama tekniği de değişik bir şekilde yapılmış. Bulunduğunuz mekana göre, bir noktaya geldiğinizde ya da bir olay karşısında müzikler başlıyor. Hatta bazı durumlarda insanı tedirgin etmeye yarayacak melodiler duymanız mümkün. Geri kalan zamanlarda ise müzik çalmıyor ve kulaklarımız bir süreliğine dinleniyor. Ses efektleri ise müziklere nazaran biraz daha yavan kalmış. Ancak silah sesleri daha belirgin yapılmış. Böylece ateş ettiğinizde kulakları çınlatan gürültüler sayesinde biraz olsun efektlerin tadına varabiliyorsunuz. Oyun diyalogları ise fena değil, anlatımlarda vurgu kullanılmaya özen gösterilmiş. İngilizce konuşmalar, kişilerin ana dillerine göre yapılmış. Örneğin Rusların, Rus aksanıyla İngilizce konuşmaları oldukça ilginç gelecek.

Korku unsuru, ilk başlarda bilmediğiniz şeyler yüzünden oluyor. Mesela bir odaya girince içeride ne olduğunu bilmiyorsunuz ve hemen silahınıza sarılıyorsunuz. Açık alanlarda gölgeler veya hareket eden nesneler yüzünden irkilebiliyorsunuz. İlerledikçe bu tür korkuların yerini çaresizlik unsuru alıyor. Karanlıkta nereye gideceğinizi ve ne yapacağınızı bilemez hale geliyorsunuz. Hele de panik yapıp sağa sola ateş etmeye başladınız mı sonunuz çok çabuk geliyor.

Çaresizlik, Cold Fear‘da en büyük korkunuz olacak. Dışarıda şiddetli bir fırtına var. Yağmur yüzünden görüşünüz çok kısıtlı. Üstelik, gemi sürekli sallanırken rüzgar yüzünden ayakta durmak bile imkansız. Bu zor koşullarda nişan aldığınızı düşünün. Bir de kurşunlarınızın iyice azaldığını ekleyin. Etrafınızda üç zombi var ve giderek yaklaşıyorlar. Eğer çok yakınıza gelmişlerse yapacak bir şeyiniz de kalmamış demektir. Geminin sürekli sallanması, yüzünüze yağmur damlalarının vuruşu ve neredeyse sizi uçuracak güçlükte esen rüzgar size sanal bir deniz tutması yaşatıyor. Bir an önce kapalı bir yere girme isteği veriyor. Kapalı yerlere girdiğinizde de sorunlar bitmiyor. Gemi yine aynı hızla sallanıyor. Etraftaki cesetler yer yer oynayarak tüyleriniz ürpertiyor. Bir ceset gördüğünüzde ilk yapacağınız şey, kalkıp boğazınıza sarılmasından korkarak kafalarına ateş etmek oluyor. Bu şekilde oyuna ilginç bir korku unsuru katılmış.

Oyunda her noktada dilediğiniz gibi kayıt yapamadığınız için korkunuz giderek artıyor. Bu açıdan güzel gözükse de, kayıt problemi yüzünden kimi anlarda yeterli mermi ve sağlığınız olmuyor; çok basit yerlerde bile takılmanız söz konusu olabiliyor. Defalarca uğraştıktan sonra tek çareniz önceki kayıttan başlamak oluyor ve bu da sizi oyundan soğutabiliyor. Oyundan soğumanıza neden olacak bir başka problemde kontrollerde mevcut. Playstation 2 konsolunda oynarken normal karşılayabileceğimiz bir yönlendirme şekli, bilgisayar için zor olabiliyor. Karakterimizi üçüncü şahıs açısıyla görüyoruz ve genelde kamera açıları duvar kenarlarında sabitleşiyor ve önünüzü göremiyorsunuz. Hareket ettirirken sadece klavyeyi kullanmak, size Tomb Raider oynuyor havası katıyor. Nişan alırken fareyi kullanıyoruz, bu yüzden de önünüze bakmak istediğinizde sağ fare tuşuna basmanız gerekiyor. Her an karşınıza bir yaratık çıkma ihtimali olduğundan sık sık bunu yapmak kontrollere zorluk getiriyor. Oyunda bir de hazır nişan almak için kamera açısı eklemişler; ama bu sefer de hassasiyet problemi yüzünden hiçbir hedefi vuramıyorsunuz. Oynanabilirlik konusunda üstünde durulmadığı açıkça belli.

Cold Fear’ın PC versiyonu, benzeri türde oyunlara bakarsak hiç de fena gözükmüyor. Biraz kontrollere alışmanız zor olacak, oyunu bitirmek bir miktarda sabır gerektiriyor. Benzeri türdeki oyunlara rakip olamasa da hikayesi ve yaşattığı gerilim dolu anlarıyla uzun süre adından söz ettirecek bir oyun.











Logged
One Turk Against The World




DuaNLa YaŞaMaDıM Ki BeDDuANla ÖLeyİm....

LÜTFEN SİTEMİZ DEN ALDIĞINIZ KONULAR DA KAYNAK GÖSTERİNİZ!!!!
« Yanıtla #77 : Aralık 08, 2007, 04:36:45 am »
ђ∑®Ǿ Ρ®ĩйŒ
Kahraman Prens!
Mareşal
*
REP GÜCÜ: 25563
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11153

Konu Sayısı: 4308

Cinsiyet: Bay

Nerden:

Üye ID: 2

Üyelik Bilgileri
Aktiflik

Uyarı Puanı:

%0
Midtown Madness 2 İncelemesi

Midtown Madness 2 İncelemesi



KATEGORİ : Yarış
ÜRETİCİ FİRMA : Angel Studios
YAYINCI FİRMA : Microsoft Games
OYUNUN SİTESİ : Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.microsoft.com/games/midtown2/

HANGİ OYUNA BENZİYOR? : Midtown Madness
SİSTEM GEREKSİNİMLERİ : P2 233, 32MB RAM, 8MB 3D ekran kartı, Windows 9x/ME/2000, 250MB harddisk, 4X CD-ROM, DirectX7.0a

Microsoft, çok tutulan Motocross Madness ve Monster Truck Madness oyunlarının ikinci versiyonlarını çıkararak, bu Madness oyunlarının yıllarca akılda kalacak oyun serileri haline getireceğinin ipucunu vermeye başlamıştı. Ama herkes Madness serisinin başrol oyuncusunun, yani Midtown Madness’ın, gelişmiş ve güzelleşmiş olarak geri gelmesini bekliyordu. Beklenen ve umulan oldu, Midtown Madness gelişti, güzelleşti ve karşımıza Midtown Madness 2 olarak çıktı.

Gelişti ve güzelleşti diyorum ama oyun kusursuz da değil. Genellikle yazarlar oyunların eksik yönlerini yazılarının son bölümlerinde anlatırlar. Bu sefer bir değişiklik yapıp eksiklikleri anlatma işini öne almayı düşündüm (Sebebini ben de bilmiyorum.).

Öncelikle üretici tarafından önerilenden iyi sistemlerde bile oyunun yavaş çalıştığını belirtmek istiyorum. P2-266, 32MB RAM ve 8MB 3D ekran kartıyla rahat oynanacağını söylemişler ama ben Celeron366, 128MB RAM ve Voodoo3-3000 ekran kartıyla pek memnun edici bir oyun oynadığımı söyleyemem. Aynı sistemle Midtown Madness’ı yüksek çözünürlükte ve tüm ayrıntılar açık şekilde oynarken en küçük bir takılma çıkmazken, Midtown Madness 2 beni neden düşük ayrıntı ve çözünürlüğe mahkum etti anlayamadım.

Ayrıca elimizde orijinal versiyonu olmasına rağmen (Teşekkürler Microsoft Türkiye...) oyunda kilitlenmelerle karşılaştım. Oyun, kilitlenme anındaki ses ve görüntüyle donarak sizi Windows’a dönmeye mecbur bırakıyor. Oyunu tekrar başlatınca aynı sorunun da tekrarlanmadığını görüyorsunuz. Acaba bu yavaşlama ve kilitlenme sorunları bir tek bende mi var diye daha iyi sistemi olan bazı arkadaşlarda yaptığım denemelerde aynı durumla karşılaşınca buna bir çözüm aramaya başladık.

İlk denememizi oyunu Uninstall edip, ardından tekrar kurarak yapalım dedik. Bize çok mantıksız bir girişim gibi göründü (sanırım siz de öyle düşünüyorsunuzdur). Ama ne ilginçtir ki hem yavaşlama hem de kilitlenme sorunları bir anda yok oldu. İnanamadık ve aynı şeyi diğer sistemlerde de denedik. Aynı şaşırtıcı sonucu diğer makinelerde de alınca anladık ki mantıksız sandığımız bu çözüm, işe yaramıştı. ICQ ile görüştüğüm yurtdışındaki bazı dostlarım da sorunlarını benzer şekilde çözdüklerini söylediler. Eğer siz de benzer bir sorunla karşılaşırsanız bu çözüm yöntemini deneyin derim. Ama hemen eklemek istiyorum, her sistemde aynı şey olmayabilir, yani bu sorunlar sizi korkutup oyunu almaktan vazgeçirmesin. Zaten yazının devamını okuduğunuzda bahsettiklerimin oyunun iyi yönleri yanında aslında ne kadar da önemsiz sorunlar olduğunu göreceksiniz.

Yalnız iyi yönlere geçmeden önce eksikliklere birkaç ekleme daha yapmak istiyorum. Midtown Madness’ı oynamış olanlar bilirler, oyunun grafikleri rakiplerinin yanında hiç de gerçekçi değildir. Hatta türleri pek benzemese de grafikleri ve fiziksel gerçeklik Driver’da daha iyi diye, Midtown Madness yerine onu alanların ne kadar çok olduğunu bilirim. Aracınızın ne kadar gerçekçi olduğu tartışılır, her ne kadar güzel modellenmiş olsalar da hala benzerleriyle rekabet etmekten uzak. Tüm ayrıntıları açınca biraz daha zevkli hale gelse de hala aracınız (ve tabi ki trafikteki araçlar) plastik oyuncaklarmış gibi bir izlenim veriyor.

Artık neredeyse her yarış oyununda aracınızın çarptığınız kısmı hasar alırken, Midtown Madness 2 inatla bu özelliği kullanmamış. Aracınızın önünü çarpınca arkası dahil kaportanın her yeri yamuluyorsa buna gerçeklik denebilir mi bilemem. Hatta diğer oyunlarda çarpılan yerin eğrildiğini, mükemmel denebilecek şekilde görürken, bu oyunda hasarın görsel yansıması sadece texture değişimi şeklinde yapılmış.

Bir de araçların fren sistemi iyi olsa çok sevinirdim. Çünkü diğer oyunlardan farklı olarak bu oyunda fren çok farklı bir yöntemle çalışıyor. Bana sanki fren için geri vitese takılıyormuş gibi bir izlenim verdi. El freniyle birlikte güzel bir ikili oluşturuyorlar ama yine de yeterli değil.

Eksik ve kötü diyebileceğimiz yönler bu kadardı. Çok uzun tuttuğuna bakmayın, aslında 3-4 tane küçük eksikliğin ayrıntısına girdik. Bunlar kesinlikle oyunun akıcılığını etkilemiyor.

Bu oyunun iyi yönleri ne acaba diye düşünmek için kendimi hiç zorlamıyorum. Ama bu sefer kısa ve öz bir şekilde yazmaya çalışacağım. Böylelikle oyunun birçok iyi yönü aklınızda kalmış olur (umarım) ve bu oyunu arşivinize katarsınız.

Haritalar Mükemmel

Hem de tek kelimeyle mükemmel... Hem yarış yapmak için hem de sadece şehir turu atmak için bu kadar iyi haritalar hazırlanamazdı. Midtown Madness’ta Chicago’da oynayabiliyorduk. Tek harita olmasına rağmen o kadar güzel hazırlanmıştı ki başından uzun süre kalkamadık. Midtown Madness 2, adına yakışır bir şekilde 2 güzel haritayla karşımıza çıktı: Londra ve San Francisco.

San Francisco, birçoğunuzun bildiği üzere tramvayıyla, tepeleriyle (bizim için önemli olan kısmı yokuşlu yollar oluyor tabii) ve depremiyle ünlü. Tramvay oyun akışını pek etkilemiyor ama çok trafiğin çok tıkanık olduğu anlarda size hızlı gitmeniz için bir alternatif sunuyor.

Burası için tepeleriyle ünlü dedik. Oyunda da uçma meraklılarının gözdesi olacak gibi altınızdaki güçlü araçlarla dimdik yokuş yukarı çıkarken bile hızlanmak, o hızla giderken sizden yukarıda kalan yoğun kavşakları görememek zevkli ve heyecanlı anlar yaşatıyor. Yukarı giderken yaşadığınız heyecanın iki katını aşağı inerken yaşıyorsunuz. Bu sefer kalabalığın arasına göz göre göre dalmak zorunda kalmanız, frenlerin artık isteseniz de kolay kolay tutmaması ve o hızla rakiplerinizin üstünden uçup gitmeniz size çok keyifli anlar yaşatacak. Tramvay, Golden Gate Köprüsü ve Coit Tower gibi San Francisco’nun ünlü mekanlarını görmek ve orada araç kullanabilmek gerçekten güzel oluyor.

Peki Londra’nın nesi ünlü? Birçok insan, “Soğuk insanları, tarihi mekanları, metrosu ve sisi ünlü.” der. Soğuk insanlar kısmına katılmıyorum, çünkü İngiltere’ye giden bazı arkadaşlarım karşılaştıkların insanların ve sokaktakilerin bizim insanımızdan daha güler yüzlü olduğunu söylerler (konuyla ne alakası var ki anlattıklarımın?). Geriye tarihi ve turistik mekanlar ile sis kalıyor...

Londra haritası, San Francisco’nun aksine yükseltisi çok az olan bir harita. Ama burada da yollar San Francisco gibi dümdüz gitmiyor. Sürekli sağ-sol yapmak zorundasınız. Bazıları hiç uçma şansı yok diye bu haritaya iyi gözle bakmayabilirler, ama yanılacaklarını şimdiden söyleyeyim. Aklımda kalan iki uçuş platformu var. Onların birisi bir kalenin yarım açık şekildeki kapısı. Bu kapıdan havalanarak Thames nehri üstündeki bir platforma (belki de çöp gemisidir) oradan da diğer çöp gemisine, hiç hız kesmediğiniz takdirde ulaşabilirsiniz. (Ama geri dönüş yolunu bulamadım, aklınızda bulunsun). Bir diğer uçuş şansı da Thames Nehri üzerindeki bir köprü açıldığı sırada ortaya çıkıyor.

Trafalgar Meydanı ve Buckingham Sarayı gibi adını duyduğunuz yerlerin çevresinde dolaşmak belki hayatınızda gerçekleştirebileceğiniz bir şeydir. Ama sanırım Londra metrosunda hiçbir zaman araba kullanamazsınız. İşte bu haritada yerin altına girip, metro hattı boyunca ilerleyerek şehrin başka bir noktasından yeryüzüne çıkabilir, tıkanık trafikten kullanabilirsiniz. Haritalarla ilgili son önerim, mutlaka Londra’da sis özelliğini seçip oynayın. Gerçekten oraya en çok yakışan hava şartı o.

Yepyeni araçlar...

Artık 20 değişik aracı kullanabiliyoruz. Ama bunların yarısı kapalı durumda. Siz çeşitli başarılar elde ettikçe bunlar da açılıyor. Midtown Madness’ta başarılı olarak açmaya çalıştığımız araçların bir kısmı, yeni oyunda açık olarak geliyor. Bu 20 aracı saymak gerekirse; Mini Cooper Classic, New Mini Cooper, VW New Beetle, VW New Beetle Dune, VW New Beetle RSi, London Cab, Ford Mustang GT, Ford Mustang Cruiser, Ford Mustang Fastback, Ford F-350, Cadillac Eldorado, Panoz Roadster, Panoz GTR-1, City Bus, Double-Decker Bus, Freightliner Century, Audi TT, American LeFrance Fire Truck, Light Tactical Vehicle ve Aston Martin DB7 Vantage.

Hiçbirini uzun uzun anlatmanın anlamı yok. Ama emin olun hepsinden ayrı zevk alıyorsunuz.

Yarış Modları

Midtown Madness’tan tanıdığımız Cruise, Blitz, Checkpoint ve Circuit modları bu oyunda da mevcut. Bu modları tanımayanlar için kısaca tanıtmak gerekirse:

- Cruise: Şehirde serbestçe dolaşabildiğiniz mod. Yolları keşfetmek, uçmak, çarpmak ve trafiği dağıtmak gibi şanslarınızın olduğu tek mod.
- Blitz: Bu modda da rakibiniz yok. Tek rakip zaman. Size verilen zaman içinde, belirtilen hat üzerinden giderek Finish’e ulaşmanız gerekiyor. Yoldaki arabalara dikkat...
- Checkpoint: Adı üstünde, çeşitli checkpointlerden geçerek rakiplerinizden önce yarışı bitirmeniz gerekiyor. Eğer yeni araçlardan bazılarını açmak istiyorsanız mutlaka ilk 3 içine girmeye çalışın.
- Circuit: Şehir trafiğe kapanmış ve kapalı alan dışına çıkmamalısınız. Trafiğe kapalı caddelerde birkaç tur atıp Finish’e rakiplerinizden önce ulaşmanız gereken bir mod, Circuit modu.

Yeni eklenen bir yarış modu da Crash Course. Bu mod kendi içinde 2’ye ayrılıyor. Birinde Londra’da taksi şoförlüğünü öğreniyorsunuz, diğerinde ise amacınız San Francisco’da en hızlı araç kullanan insan olmak. Her 3 dersin ardından 1 tane ara sınav’a giriyorsunuz ve en son da Final sınavını başarıyla geçerek kursu tamamlamış oluyorsunuz. Bu kurslar sonunda da sanırım normal yarışlarda daha başarılı olacaksınız.

Sonuç olarak...

Grafiklerde çok büyük değişiklikler yok. Benim tek beğendiğim grafiksel yenilik artık farlardan gelen ışıkların koni şeklinde olmaması. Seslere de mükemmel denemez, aracınızın sesi hep aynı. Müzikler için kötü bir şey söyleyemiyorum, bence oyuna çok güzel uymuş. Haritaların güzelliğinden, yarış modlarının ve araçların bolluğunun oyunun iyi yönleri olduğundan sanırım tekrar bahsetmeye gerek yok.

Oyunun denemek için fırsat ve imkan bulamadığım tek özelliği multiplayer özelliği. Eğer Internet bağlantınız hızlıysa Zone.com’da bu oyunu oynayabilirsiniz. Tabi tek seçenek Zone.com değil, Network üstünden, Serial bağlantı ile veya telefon hattı üzerinden oynamak mümkün.

Sonuç olarak, etrafta fazla yarış oyunu olmamasını fırsat bilip böyle kaliteli bir oyunu almanızı şiddetle öneririm. Bu oyunu incelerken gördüm ki kopya oyunlarla karşılaştığımız birçok sorun orijinal oyunlarda yok. Böylelikle vaktinizi yarım yamalak çalışacak bir oyunu çalıştırmakla değil, oyunu hemen kurup tüm özellikleri aktif bir şekilde rahatça oynamakla geçirebiliyorsunuz. Microsoft Türkiye’ye bu oyunu bize sağladığı için tekrar teşekkür ediyoruz.

Ayrıca benden küçük bir not, uzun bir aradan sonra tekrar bir oyun incelemesi yazmanın mutluluğunu yaşıyorum. Uzun süre boyunca İngilizce projeler hazırlamaktan, site için ASP kod yazmaktan neredeyse Türkçe’yi unutma noktasına geliyordum. Eğer yazılarımda (ve diğer yazarların yazılarında) eksik veya yanlış birşeyler bulursanız e-mail ile bunu mutlaka bize yollayın.

Mutlu ve bol oyunlu günler...















Logged
One Turk Against The World




DuaNLa YaŞaMaDıM Ki BeDDuANla ÖLeyİm....

LÜTFEN SİTEMİZ DEN ALDIĞINIZ KONULAR DA KAYNAK GÖSTERİNİZ!!!!
« Yanıtla #78 : Aralık 08, 2007, 04:40:15 am »
ђ∑®Ǿ Ρ®ĩйŒ
Kahraman Prens!
Mareşal
*
REP GÜCÜ: 25563
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11153

Konu Sayısı: 4308

Cinsiyet: Bay

Nerden:

Üye ID: 2

Üyelik Bilgileri
Aktiflik

Uyarı Puanı:

%0
Amerzone İncelemesi

Amerzone İncelemesi

Platform: PC
Tür: Adventure
Multiplayer: Yok
Yayıncı:Codemasters
Yapımcı:Microids
Çıkış Tarihi:2001 Ağustos(Çıktı)



Syberia 1–2 ve Paradise’ın yapımcısı Benoit Sokal’ın ilk oyunu olan Amerzone ‘un konusu kısaca şöyledir: Efsaneye göre Beyaz Kuşlar ölümsüz yaşam ve başarı sağlamaktadır ve bu kuşlar Tanrı tarafından Amerika yerlilerine sunulmuştur. Günlerden bir gün bir araştırmacı bu kuşlardan birinin yumurtasını çalar ve olan olur. O günden sonra kabilenin başına gelmedik uğursuzluk kalmaz. İşte biz her zaman olduğu gibi en zor anda devreye giriyoruz. (Zaten bütün zor işleri de bize bırakırlar:) Gazeteciyiz ve görevimiz kayıp yumurtayı bulmak yani GÖREVİMİZ TEHLİKE. .





Oyun klasik point-click tarzında.  Birinci şahsın gözünden görüyoruz.  Hatta göremiyoruz Kafamızı iyice yere eğip baktığımızda ayakucumuzu bile göremiyoruz. Sanki havada duruyormuşsunuz hissi veriyor. Birde merdivenlerden çıkarken sakın korkmayın. O çıkan ses sizin ayak sesinizJYani gıcırtılar, ayak sesleri var ama siz ortada yoksunuz. Aslında bu özellik sinir bozucuda olsa oyuna hoş bir gerginlik katmış. Gelelim oynanışa.  Oyun fare ile oynanıyor. (Bulabilirseniz başka bir hayvanda olabilirJ)Çok kolay kullanılan bir ara birime sahibiz. Öyle ki options’dan sadece ses ve fare ayarlarını yapabiliyoruz. Sağ tıkla envantere ulaşıyoruz. Envanteriniz tipik Benoit Sokal envanteri. Yani eşyaları gerektiği yerlerde kullanıp, notlarınızı ya da kitaplarınızı istediğiniz zaman okuyabiliyorsunuz. Yalnız kayıt yaptığınız yer çok ilginç. Oyunu kaydetmek için bir odanın duvarlarını kullanıyorsunuz. Biz buraya kayıt odası diyoruz. Kaydetmek için de oyun içerisindeyken esc’e basıp ana menüden ikinci seçeneğe tıklayın. Nesnelerle etkileşime geçerken imlecimiz el şeklini alıyor. Ayrıca objelerin üzerine yaklaşırken ya da bir yere girerken yavaşça zoom yaparak ortama giriyoruz.
Bulmacalar mantığa dayalı. Yani sizi fazla zorlamayacağına eminim. Aldığınız eşyalar ile bulmacalar birbiri ile ilişkili. Örneğin etmeniz gereken telefon numarasının aldığınız mektupta yazması gibi. Yani biraz dikkat!

Karakter seslendirmeleri son derece başarılı olmuş. Arkadan sürekli kulağınıza bulunduğunuz ortama göre sesler geliyor. Mesela deniz kenarındasınız; kulağınıza dalga ve martı sesleri geliyor. Ya da bir mağaradasınız şıp şıp damlayan suyun sesini duyuyorsunuz. Bu seslerin ayarı güzel yapılmış. Ne az ne çok yani kulağınızı rahatsız etmiyor. Oyunun müzikleri de başarılı olmuş. Her ne kadar her zaman çalmasa da orada olduğunu bilmek güzelJ.

Benoit Sokal deyince insanın aklına Syberia, inanılmaz bir hayal gücü ve muhteşem grafikler geliyor. İşte bu duygularla yükledik Amerzone’u bilgisayara. Fakat umduğumuz gibi değildi. Grafikler zamanına göre iyi ancak şu anda son derece vasat geliyor. Özellikle karakter modellemeleri… Yalnız eşyalar ve gördüğünüz yerler çok da göze batmıyor. Sonuçta Benoit Sokal’ın da ilk oyunu fazla üstüne gitmemek lazım… Ayrıca oyunda karakterin hiçbir ağırlığı yok. (Eh zaten göremediğiniz bir karakterin ne ağırlığı olabilir ki!)



Logged
One Turk Against The World




DuaNLa YaŞaMaDıM Ki BeDDuANla ÖLeyİm....

LÜTFEN SİTEMİZ DEN ALDIĞINIZ KONULAR DA KAYNAK GÖSTERİNİZ!!!!
« Yanıtla #79 : Aralık 08, 2007, 04:49:02 am »
ђ∑®Ǿ Ρ®ĩйŒ
Kahraman Prens!
Mareşal
*
REP GÜCÜ: 25563
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11153

Konu Sayısı: 4308

Cinsiyet: Bay

Nerden:

Üye ID: 2

Üyelik Bilgileri
Aktiflik

Uyarı Puanı:

%0
CrySis İncelemesi

CrySis İncelemesi

Platform: PC
Tür: Action
Multiplayer: Var
Yayıncı:Electronic Arts
Yapımcı:Crytek Studios
Çıkış Tarihi:2007 KASIM



Yıl 2019 Dünya ya bir meteor düşüyor. Kuzey Kore Hükümeti meteorun düşdüğü adayı
hemen abluka altına alıyor. Ve adayı dünyaya kapatarak meteorun tüm gizemlerini kendine saklıyor.
Amerika bu durum üstüne adaya Delta Force kuvvetlerini yolluyor ve onlardan durumu Pentagon`a
bildirmelerini istiyor.Kuzey Kore ve Amerika arasında tansiyon artarken birden meteor açılıyor ve
içinden 2 km uzunluğunda uzay gemisi çıkıyor.Gemiden yayılan büyük bir güç adanın bir kısmını
donduruyor. Ve böylece Dünya`nın istilası başlamış oluyor. Şimdi adadaki bu meteor için bir birine
düşen iki ülke Dünya`nın kaderini belirlemek için güçlerini birleştiriyor...

Not: Crysis full altyazılı ve türkçe seslendirme desteği ile piyasaya çıkacak.



Bir rüya gerçek oldu...

Oyuncular olarak sürekli gerekli desteğin Türkiye pazarına verilmediğinden şikayetçi olduk durduk. Haklı sebeplerimiz vardı. Elin Tanzanyalısı kendi dilinde oyun oynarken biz neden oynayamıyorduk? Suçumuz var mıydı peki? Birçok sorundan kendimizi sadece oyun oynayarak arındıran, rahatlayan oyuncular değil miydik bizlerde? Farklı amaçlarımız var mıydı? Yoktu, bizde herkes gibi kendi dilimizde oyun oynamak istiyorduk, gereken desteği göstermemiz beklendi durdu. Peki neydi bu çifte standart? Diğer ülkelerde kopya oyun yok muydu, milyonlarca insanın netten oyunları indirdiği tek ülke acaba Türkiye miydi? Kopyanın en çok teşvik edildiği, bunu önlemek adına kendi dilinde oyunların çıkarıldığı Rusya`dan daha kötü durumda mıydık? Hayır! Peki eksiklerimiz nelerdi? Bunları görmedik mi? Gördük, beklentilerimiz arttı. İşte beklenen fırsat geldi çattı. Peki şimdi ne olacaktı? `Biz tüm zorluklara rağmen içimizden gelerek, kalbimizle yaptık bu işi` demedi mi Cevat Yerli? Diğer ülkelerde satılan fiyat etiketinden daha aşağıda tutulmadı mı Türkiye fiyatı? İşte artık hiçbir bahaneniz yok arkadaşlar. Artık destek zamanı. Bahaneler arkasına sığınmak için sebebiniz yok. Bu projeye vereceğiniz destek ile bundan sonrası için Türk oyun sektörünün gelişmesinde, insanların dikkatlerinin buraya çekilmesindeki en büyük etken sizler olacaksınız. Parasını gereksiz sponsorluklar için harcayanlar görecek ki Türkiye`de bir oyuncu kitlesi var. Azımsanmayacak bu kitleyi kimse göz ardı edemeyecek. Diğer firmalar işin ciddiyetini görüp evet bizde bu desteği vermeliyiz diyebilecekler. O yüzden bundan sonrası için oyun sektöründeki tek adam siz olacaksınız. CrySis`i Türkçe almalı, orijinal oynamalı ve bu özeni herkesin göstermesini istemelisiniz. Artık bir oyunun kopya oynanmaması gerektiğini insanlara göstermeli onları utandırmalısınız. Bundan sonrası için bizlerin değil firmaların bahanesi olmayacaktır. Eğer bu piyasayı ve Türk oyuncularını bu özveriye rağmen kaybetmeyi göze alacaklar ise o zaman yolumuza bildiğimiz gibi devam ederiz. Peki bir oyun yazısında bunları anlatmalı mıydım? Evet çünkü bunca yıl bende herkes gibi aynı beklentiler ve bahaneler içinde idim, artık Türkçe oyunlara destek verme zamanıdır. Bunu ise bir dünya standardı ile bizlere sunan CryTek`e borçluyuz. Onlar bizlere güvendi, biz de güvenlerini boşa çıkarmayacağız

Hayatın için dövüş!

Crysis`in konusunu bilmeyen kaldı mı bilmiyorum ama bir kez daha özet geçeyim. 2020 yılında Kuzey Kore açıklarında bir adaya belirsiz bir gök taşı düşer. Gök taşı ile birlikte para normal olarak adanın bir kısmı buzul bir hal alır. Kuzey Kore hükümeti ise olay ile birlikte adayı dışarıyla iletişime kapatır ve Kuzey Kore Halk Ordusu (KHO) bölgeye konuşlanır. Biz de adada bulunan arkeologlar ile iletişimin kopması ile birlikte Amerikan özel hareket ekibiyle birlikte onları arama görevine veriliriz. Görev esnasında ise takım kaptanı Dr. Rosenthal adanın KHO tarafından işgal edildiğini bildirir. Bundan sonra ise öncelikli görevimiz KHO ile sıcak çatışmadan kaçınmak ve rehineleri kurtaramaya öncelik vermek olacaktır. Ama olaylar istenildiği ölçüde gitmez ve KHO müdahalesi ve gizli bir biriminde ele geçirilmesi ile özel donanımlı nano giysilerimiz ile tam yetki verilerek olaya müdahil olmamız istenir. Bundan sonrasını ise anlatmıyorum çünkü bu keyfi Türkçe olarak yaşamak sizlerin hakkı. Söylediğim onca şeyden sonra oyunu oynarken ne kadar İngilizce`niz iyi olur ise olsun Türkçe oynamanın ne kadar zevk verdiğini göreceksiniz. Bazen öyle durumlar oluyor ki tüylerim diken diken oluyor. Kontrollere varıncaya kadar %100 Türkçe bu oyun gözlerimizi yaşartacak kalitede

Oyunda kullanılan silah listesi:

Tabanca/Pistol: Standart her FPS oyununda genelde oyuna başladığınız düşük kapasiteli zarar verme durumuna sahip silahımız.

Makinalı Tüfek/ Machine Gun: Kısa menzilli seri atışlar yapabilen ve kişiselleştirebileceğiniz ve oyunda bir hayli fazla kullanacağınız taramalı silahınız.

Pompalı/Shotgun: Klasik çifte atar pompalı tüfeğimiz yakın çatışmalarda düşman için kalıcı hasar bırakan bir diğer silahımız.

Scar: Taramalı gibi özelliklere sahip olması ile birlikte özel kuvvetlere özgü güçlü bir silahtır. Modifiye olanağı bir hayli fazla olan bir diğer silahımızdır ayrıca.

FY71: KHO`nun standart silahıdır. Çatışmalar esnasında KHO askerlerinden bol miktarda temin edebilirsiniz.

Keskin Nişancı Tüfeği/Sniper: Uzak mesafeden nokta atışları yapabileceğiniz etkili uzak menzilli tüfeğiniz.

Ağır makineli/Minigun: Taşıması ağır e hızınıza etki eden ama bunun yanında hasar kapasitesi en yüksek silahlardan döner başlıklı ağır makineli silahınız.

Gauss Tüfeği: Sniper gibi uzak mesafe silahı olmak ile birlikte kullandığı elektro mıknatısları ile mermileri ışık hızına yakın bir şekilde düşmana iletir.

Roket Atar: Yine FPS oyunlarının olmaz ise olmazı roket atarımız CrySis içinde bizleri bekliyor. Gösterdiği etki ve efekt görülmeye değer. Maruz kalmamaya özen gösterin.

Oyunda bu silahlara ek olarak silahlarınızı istediğiniz gibi kişiselleştirme özelliğine sahipsiniz. Örneğin taramalı tüfeğinize sessiz olmanız gerek bir mekanda susturucu takabilir, karanlık alanlarda fener yerleştirebilir, dürbün, lazer yada taktiksel eklenti ile daha da güçlendirebilirsiniz. Bu özelliği kullanabilmek için oyun esnasında "C" tuşuna basarak silahınızı modifiye edebilirsiniz yine aynı işlem ile dilediğiniz modifiye opsiyonunu geri alabilirsiniz. Modifiye olanağı silahların kapasitesi ve aldığınız göreve göre değişiklik gösterebilir. Bu silahlara ek olarak oyunda el bombası, sis bombası, flaş bombası gibi patlayıcılara da sahip olacaksınız

Araçlar:

CrySis evrenindeki bu adada düşman birimlerinin araçları da yanı sıra olmak üzere bot, tank, kamyon, helikopter gibi birçok aracı etkileşimli olarak kullanabiliyorsunuz . Her hangi bir aracın yanına gelip “F” tuşuna basmanız kullanmaya başlamanız için yeterli. Bazı araçların kendinde silahları oluyor bunların kolay kullanımı için aracın içinden görünümün dışına çıkmanız gerekiyor. Bunun için “F1” tuşuna basmanız yeterli böylelikle hem aracı kullanıp hem de aracın silahını rahat bir şekilde kullanabilirseniz. Bu araçların hepsi hasar alabildiği için düşman mevzilerindeki araçlara çok zor durumda kalmadığınız sürece hasar vermemeye çalışın böylelikle araçları dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz

Maksimum Oyun!

CrySis sloganını hak eden müthiş bir oyun bunun en büyük etkisini ise sizlere oyunda sahip olduğunuz nano suit yani nano elbiseniz ile sunuyor. Nano suit`e geçmeden önce nano teknolojisi hakkında sitelerden derlediğim kısa bilgileri de aynen ekliyorum.

Maksimum Zırh: Zırhı seçtiğimizde düşman ile girdiğimiz çatışmalar esnasında elbisemizin koruyucu özelliği aktif olduğundan diğer seçeneklere nazaran hasar alma seviyemiz düşüyor. Sıcak çatışmalar esnasında kullanımı oldukça işinize yarayacaktır.

Maksimum Hız: Hız belki içlerinde en zevkli olanlardan bir tanesi. Kısa mesafelerde ortamın gerginliğinden ya da çatışmalardan sıvışmak için bire bir. Bunun kullanımı esnasındaki atraksiyonlar ise ayrı bir güzel.

Maksimum Güç: Size ek güçler kazandırıyor. Elbise aktif etkinizi güçlendirerek ağır nesneleri kaldırmanızı, araçlara daha fazla hasar verebilmenizi, yüksek bir yere zıplarken size yardımcı olmanın yanı sıra silahların kullanımında stabil bir performans sunuyor. Tabi tüm bu güçlerin belli bir süresi ve gücünüzden götürüsü olduğunu unutmayın.

Pelerin: Nano elbisenizin en etkileyici özelliklerinden bir tanesi kısa bir süreline sizi görünmez moda geçiriyor ve görünmemeniz gereken ortamlardan kolayca kurtulabiliyorsunuz.


Nano elbisenizdeki güçlerin kullanımı sınırsız değil belli bir süresi ya da enerjinizden götürüsü var. bunu en sağlıklı şekilde kullanmak oyuncunun becerisine bakıyor. Öyle ki her gücün ayrı bir kullanım yeri var. Yüksek bir yerden atlarken maksimum güç işinize fazlası ile yarayacaktır. Bu tarz değişik kombinasyonları oyuncunun keşfetmesi hiç de zor değil. Gösterge panellerinden zaten sağlık durumunuzu takip edebiliyor, görevlerinizi ise haritadan kolayca bulabiliyorsunuz. Oyun bu konuda da oyuncuya fazlası ile kolaylık sağlıyor. Nano elbisenizin seslendirmeleri de gayet başarılı, havaya girmekte hiç sorun yaşamıyorsunuz. Aralara seslendirmeler ile ilgili sürekli bir şeyler sıkıştırıyorum ki oyunun bu konudaki kıymetini bilelim diye.

Oyunun kontrolleri son derece kolay. Bir FPS oyunun rahatlığı tamamı ile oyuncuya sunulmuş. FarCry`dan bu yana gelen CryTek`in bu konudaki başarısı da devam ediyor CrySis ile. Ayrıca son zamanlarda PC oyuncularının oldukça beğenisini kazanan Xbox 360 oyun kolu için desteği de var oyunun. Xbox 360 kolu ile de oyunu titreşim desteği ile gayet rahat oyunu oynayabiliyorsunuz. Oyunun çoklu oyuncu kısmında ise Instant Action ve Power Struggle modları ile 32 kişiye kadar çoklu olarak oyunu oynayabiliyorsunuz. Çoklu oyun deneyimini yaşamak için EA hesabınız ile giriş yapmalısınız.







Logged
One Turk Against The World




DuaNLa YaŞaMaDıM Ki BeDDuANla ÖLeyİm....

LÜTFEN SİTEMİZ DEN ALDIĞINIZ KONULAR DA KAYNAK GÖSTERİNİZ!!!!
« Yanıtla #80 : Aralık 08, 2007, 11:32:42 am »
ℓσя∂яє¢σ
Devlet-i Ebed-Müddet - دولت ابد مدت.
Mareşal
*
REP GÜCÜ: 25725
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10892

Konu Sayısı: 2751

Cinsiyet: Bay

Nerden: Nereye...

Üye ID: 450

Üyelik Bilgileri WWW
Aktiflik

Uyarı Puanı:

%0
FoRuMBoL Oyun Kütüphanesi

Amerzone' ide ii bi oyuna benziyoya dur bağalım zaman ne gösderecek Delu
Logged
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
>>FoRuMBoL Forum Kuralları!!!<<

* 13.07. - 17.08.2008 TARİHLERİ ARASINDA İZİNDE OLACAM; FORUM SİZE EMANET! gülücük
« Yanıtla #81 : Ocak 04, 2008, 02:44:21 am »
ђ∑®Ǿ Ρ®ĩйŒ
Kahraman Prens!
Mareşal
*
REP GÜCÜ: 25563
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11153

Konu Sayısı: 4308

Cinsiyet: Bay

Nerden:

Üye ID: 2

Üyelik Bilgileri
Aktiflik

Uyarı Puanı:

%0
Duke Nukem Forever (PC)

Duke Nukem Forever (PC)



1996 ve 2008... Bu yıl belki de oyun bolluğu açısından geçen en verimli yıl oldu, ama 10 yılı aşkın çıkması beklenen Duke Nukem yapacağını yaptı ve bu yıl da maalesef çıkmadı. Aslında PS için yeni Duke Nukem oyunları piyasaya çıksa da, daha önce duyurulan “Forever” isimli oyun bir türlü tamamlanamadı. Bu yapımcıların akıllarından zoru var (mı?) Neden sürekli yeni Duke'ler hazırlandığı halde Forever isimli sürekli olarak atlanıyor, erteleniyor, üzerinde bu kadar düşünülüyor ve sır gibi saklanıyordu. Bu hala büyük bir sır. Yapımcıların özellikle grafiksel özellikler üzerinde odaklı olarak çalıştıkları belli. Sürekli gecikmelerin en büyük nedeni de buydu belki de. 3D Realms, Quake motoru ile çıktığı yola Unreal ve onun geliştirilmiş haliyle devam etti. Görüyoruz ki tüm bu çabalara rağmen Duke, yine de çağı yakalayamamış, hatta geride kalmış diyebiliriz. Kendisi gibi sürekli ertelenen iki yapım daha bulunuyordu. Bunlar; Prey ve Stalker isimli oyunlardı. Hatta bu üç oyun için “Bermuda Üçgeni” de diyebiliriz. Bahsi geçen bu oyunlardan ilk olarak Prey, daha sonra da Stalker bizlerle oldu. İki oyun da rötarlı çıkışlarına rağmen güzel satış rakamlarına ulaştı ve birçok ödüle layık görüldüler. Doğal olarak ikiyi gören biz oyuncular bunu üçe tamamlayalım diyorduk. Düşünün, geçen yıla kadar Stalker asla çıkmaz deniyordu. Hatta çıkış tarihi belirlenmesine rağmen ihtimal vermeyenler bile vardı. Şahsen ben oyunu yüklerken bile bunun gerçek Stalker olduğuna inanmıyordum. Ta ki oyuna girip, ilk adımımı atana kadar. Artık sıra Duke Nukem'e gelmeliydi. Bu aralar hiç olmadığı kadar güzel bir şekilde ilerliyor oyunun gidişatı ve büyük bir ihtimalle bu oyunu oynayabileceğiz. İnanın…

Duke Nukem ismine tarihsel bir bakış
(Oyun dünyasının yapım aşaması rekorlara ulaşan oyunu)

29 Ocak 1996: Duke Nukem 3D, PC için piyasalara çıktı. Arkasından Mac, PlayStation, Nintendo-64, ve Sega'ya port edildi. "Bu oyunu hiç unutmuyorum. İlk olarak yıllar önce gittiğim PC kursunda, ders değil de onun yerine üzerinde çalıştığımız oyundu."
1996'nın ortasında: Yeni Duke için çalışmalara başlandı.

27 Nisan 1997: Duke serisinin yeni oyunu Duke Nukem Forever duyuruldu. Grafik motoru olarak Id Software'nin "Quake 2" grafik motoru lisanslandı ve yayımcı olarak GT Interactive ile anlaşıldı.

1997 Ağustos: İlk Duke Nukem Forever, ekran görüntüsü yayımlandı.

1997 Kasım: Scott Miller, Duke Nukem Forever ile birlikte Doctor Proton'un da dönebileceğini duyurdu.

1998 Mayıs: Duke Nukem Forever'in ilk E3 videosu yayımlandı.

15 Haziran 1998: Duke Nukem Forever'in yeni bir videosu daha yayımlandı. 3D Realms, Quake 2 motorunun lisansını iptal edip; yerine Epic'in, Unreal motorunu lisanslamaya karar verdi. Yapımcı George Broussard bu durum için "Bu gelişme, önemli bir gecikmeye neden olmayacak" demişti.
“Bu açıklamanın üzerinden yaklaşık 9 yıl geçti.”

1998 Ağustos: Oyunun motorunun değiştirilmesinin düşünülmediği belirtildi ve 99 yılında çıkacağı söylendi. “Quake 3, patlamıştı bile. Kesin bunun yüzünden yine de çıkarmadılar oyunu”

1998 Eylül: Yapımcı Scott Miller, oyunun FPS olarak hazırlanacağını söyledi.

12 Ekim 1998: Duke Nukem Time to Kill, Playstation için piyasaya sürüldü.

1 Eylül 1999: Duke Nukem: Zero Hour, Nintendo 64 için piyasaya sürüldü. Forever için ise çalışmalar sürüyordu.

1 Kasım 1999: Unreal motoruyla geliştirilen Duke'den yeni bir ekran görüntüsü yayımlandı.

20 Kasım 1999: Oyun, Unreal motoruyla hazırlandı, ama Unreal Tournament'e nazaran bir harita paketine benzedi. Bu durum yapımcıların hoşuna gitmedi doğal olarak. Yeniden başlamak gerekiyordu.

30 Kasım 1999: Duke Nukem, Game Boy Color için piyasalara sürüldü.

1999 Aralık: Infogrames, GT Interactive'nin büyük bir bölümünü satın aldı ve oyunun 2000 yılında hazır olacağını açıkladı.

10 Mart 2000: Shacknews, yapımcılarla oyun hakkında bir röportaj yaptı.

19 Eylül 2000: Duke Nukem Land of the Babes, Playstation için piyasalara sürüldü.

5 Aralık 2000: Infogrames, Duke'nin haklarını Take Two'ya sattı.

17 Mayıs 2001: Duke Nukem Forever'in ikinci videosu E3'ün ilk gününde yayımlandı.

2001 Ağustos: Duke Nukem Forever'in 2002 yılına kadar hazır olamayacağı belirtildi.

2002: Yeni grafik motorları görücüye çıktı ve bu durum arkasında Duke, gölgede kaldı. Oyun, sürekli geciktiği için eleştirildi. Doom 3 ve Half Life 2, önlerindeki 3 yıl boyunca piyasayı meşgul eden yapımlar oldu.

15 Mayıs 2002: Duke Nukem Manhattan Project, PC için piyasalara sürüldü.

12 Ağustos 2002: Duke Nukem Advance, Game Boy Advance için piyasalara sürüldü.

29 Mayıs 2003: Duke'nin 2003'ün sonunda piyasalara çıkmasının zor olduğu belirtildi. Oyun CNN'e bile haber oldu.

20 ocak 2004: Duke Nukem Forever'e ömür boyu başarı ödülü verildi(Çıkmadığı için).

9 Eylül 2004: Duke Nukem'in ünlü Doom 3 motoru ile geliştirileceği iddia edildi, ama yapımcılar bunu yalanladı. “Bu kadar yıl yapılan parasal bir çalışma neredeyse yok. Adam çıkıp da 3 milyon dolar veremezdi.”

14 Eylül 2004: 3D Realms, fizik motoru üzerinde değişimler yapılacağını ilan etti.

31 Ocak 2006: 1UP'ın yönelttiği soruya cevap olarak, oyunun gelişiminin sürdüğü, silah ve yaratık tasarımlarının tamamlandığı belirtildi.

12 Nisan 2006: Computer Games Magazine, 3D Realms'ı ziyaret etti ve oyun hakkında bazı bilgiler verildi.

30 Ağustos 2006: 3D Realms'ta işten ayrılanlar oldu, ama oyunun yapımının devam ettiği belirtildi. “Yıl sonunda bitmesi için ek olarak yarım milyon dolarlık ödeme yapılsa da bu pek bir işe yaramadı.”

27 Aralık 2006: Oyun, tekrar "ömür boyu başarı” ödülüne layık görüldü.

26 Ocak 2007: Duke Nukem Forever'in yeni haline ait ilk ekran görüntüsü yayımlandı, ama bir telefon ekranı boyutlarında.

20 Mart 2007: Scott Miller, Duke Nukem Forever'in geliştirilmiş Unreal motoru ile hazırlandığını duyurdu.

19 Aralık 2007: 6 yıl sonra ilk kez Duke Nukem Forever'den bir Teaser video yayımlandı.



Duke Nukem Forever (1997-…)



3D Realms için pek de iyi şeyler söylenemez. Hatta bir anket yapılsa “En beceriksiz yapımcı firma” kesinlikle seçilebilir. Oyunun ilk Teaser'ini gördükten sonra aslında görsel olarak oyuncuların oldukça yüksek olan beklentilerinin pekte karşılandığı da söylenemez. Duke Nukem Forever, Unreal 2 motoru ile geliştiriliyor. İyi ki de geliştiriliyor. Eğer bir karar değişikliği daha yapılıp, Unreal 3'ün lisansı alınsaydı ne yapardık? En azından bir 5 yıl daha bekleyecektik. Belki de hiç sonu gelmeyen beklentilerimiz sonucu oyun, iptal edilecekti. Duke, şuan için oyun tarihine geçmiş bir yapım. Hem kalitesi ile hem de yıllardır süren skandallarıyla. Tek başına tüm dünyanın koruyucusu, tüm kızların beğenebileceği tek erkek, uzaylıların korkulu düşmanı, kısacası her şey demek. Elde avuçta bulunan birkaç bilgi doğrultusunda Duke'nin çok iyi bir oyun olmasa da iyi bir oyun olabileceği büyük ihtimal( En azından şimdilik). Yapım, türünün diğer oyunlarıyla benzerlikler bulunduracak